Bir gümüş madalya aldım

Allah’ım bu payeyi hak etmek için ben ne yaptım! 😆

Ahmet Şerif İzgören üstadın ardından ikinci sıraya yerleştirmiş beni Favikon.

Burada bugünlerde yine denk geliyorum, insanlar Favikon sıralamalarını paylaşıyorlar. Ben de paylaşmıştım önceki yıllar.

Böyle sıralamaları, listeleri seviyoruz. Kim sevmez zaten, takdir görmeyi, madalya almayı, bakın bana da bir gümüş (sanal) madalya takmışlar. 🥈🙆🏻‍♂️

Marifet iltifata tabiidir, katılıyorum, destekliyorum. Ama ne marifet yaptığımı bilmiyorum, benim sorunum orada.

Öncelikle beni “Motivasyon ve Kişisel Gelişim” başlığı altında kategorize etmişler. Bu başlı başına bir geri bildirim. Bu başlığı nasıl algıladığımdan bağımsız olarak buradaki paylaşımlarıma baktığımızda topluluklar, kitap, sinema, dijital araçlar gibi konular bu başlık altında değerlendirilebilir. Eh eğitimler de veriyorum. Bunlar kendi içinde tutarlı.

Öte yandan bu çok geniş bir başlık, Linkedin’in en yoğun içerikleri bu alanda gibi geliyor bana. Acaba içerikleri veya içerik üreticilerini kategorize etseler alanlarına göre, nasıl bir dağılım çıkar bunu merak ediyorum.

Sonra bu alanda bu kadar iyi bir performans göstermek için kriterler ne? Ben hangi davranışımı, içeriğimi, tarzımı koruyarak bu teveccühü sürdürebilirim? Ya da benim sırama yükselmek isteyen kişi bunu nasıl yapabilir? Madem bir ölçüm yapıyorsunuz, bunu hangi kıstaslara göre yaptığınızı söylemeniz gerekmiyor mu?

Peki ya Linkedin; kendi verisi üzerinden böyle çıkarımlar yapılmasına nasıl bakıyor? Kendisi neden içerik üreticilerine bir yönlendirme yapmıyor. Biz (içerik üreticileri) onun velinimeti değil miyiz? Neden gözümüz bağlı bir labirentin içinde gibi dolanıyoruz? Kuralını bilmediğimiz bir oyun içinde kalıyoruz? Gerçekten kime ulaştığımızı, onlara ne katkı sağladığımızı bilemeden daha ne kadar devam edebileceğiz?

İşte giderek bu soruyu daha fazla soruyorum. Sosyal medya bence miadını dolduruyor. İnsanlar “güvenemedikleri” kişilerle bir ortamda “kişisel gelişim” bilgilere maruz kalmaktan sıkılmaya başladılar bence. Sosyal medyada “güven” mumla aranır hale geldi, yapay zeka tüy dikti.

Sosyal medya bir önemli eksiklik de birlik olma duygusu. İlla kendimize benzeyen insanlar şart değil, hatta sağlıklı değil. Ama farklı görüşlerin var olabildiği medeni bir ortam eksikliği var.

Son olarak da burası harekete geçirmiyor, sadece kaydırıyor. Ancak güvendiğin ve fikir danıştığın bir ortamda “birlikte” harekete geçmek mümkün olabiliyor. O nedenle topluluklar giderek daha fazla önem kazanacak. 5 yıl önce der ya’yı kurduğumda buna inanıyordum, şimdi şüphem kalmadı. 😌

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın