Babana bile güvenme

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız, günler geçtikçe artıyor ama biz aramızdaki mesafeyi açıyoruz sanki.

Bir makalesinde, antropolog Edward T. Hall yüksek bağlamlı ve düşük bağlamlı kültür ayrımını anlatıyor. Hall’a göre toplumlar, iletişim kurarken “anlam”ı sözlerin içine mi, yoksa bağlamın içine mi yerleştirdiklerine göre ayrışır.

Yüksek bağlamlı kültürlerde (Japonya, Çin, birçok Afrika ve Orta Doğu toplumu gibi) iletişim dolaylıdır. Söylenmeyenler, beden dili, tonlama, ilişki geçmişi ve sosyal bağlar çok önemlidir. İnsanlar kendilerini birey olarak değil, ait oldukları grup üzerinden tanımlar. Güven ve ilişki kurmak zaman alır ama bir kez oluştuğunda kalıcıdır. Zaman esnektir, gelenekler güçlüdür ve çatışmadan kaçınmak önemlidir.

Düşük bağlamlı kültürlerde (ABD, Almanya, Kuzey Avrupa ülkeleri gibi) ise iletişim açık, net ve doğrudandır. Ne demek istiyorsan söylersin; kurallar, beklentiler ve sözleşmeler yazılıdır. Bireysel başarı, hız, verimlilik ve zaman yönetimi öne çıkar. İlişkiler daha kısa süreli ve hedef odaklı olabilir, özel alan ve mahremiyet önemlidir.

Makale özetle şunu vurguluyor; hiçbir toplum tamamen yüksek ya da düşük bağlamlı değildir. Aynı toplum içinde bile bağlam seviyesi duruma göre değişebilir (örneğin ABD’de aile içi iletişimin daha yüksek bağlamlı olması gibi).

Bu farkları anlamak, özellikle çok kültürlü çalışma ortamlarında yanlış anlamaları azaltır ve daha sağlıklı iletişim kurmayı sağlar.

Bu makaleyi Rutger Bregman’ın “Çoğu İnsan İyidir”ini okuduktan sonra Damla Ömür Tantekin‘in bir paylaşımında görünce gözlerim parladı.

Bregman “İnsanlar, uygun koşullarda işbirliğine yatkındır” diyordu, bu tespite bazılarımız burun kıvırmıştı, biz çok bölündük, bir kesim diğerine günahını vermez diye. Edward T. Hall ise bu açmazımızı doğruluyor “Uygun koşul”, kültürden bağımsız değildir.” diyor.

Türkiye gibi yüksek bağlamlı toplumlarda “insanlar herkese iyi değil, “bizden olana” iyidir. Bu yüzden hemşerimizi kolluyoruz, ama trafikte kimseye yol vermiyoruz. Bu bir çelişki değil, bağlam farkı.

Peki Türkiye’de birbirine güven neden düşüyor ve neden bu kitap bize naif geliyor?

Sanırım toplumumuzun yüksek bağlamlı olmasının yanı sıra, bağlarımız da zayıflıyor.

Yüksek bağlamlı kültür güvenini “ilişkiler”den alıyor. Ama Türkiye’de artık şehir hayatında mahalle kavramı da kalmadı, kurumlara güven yıkıldı, dünyada da gelecek öngörülemez hale geldi. “Babana bile güvenmeyeceksin” düsturumuz oldu.

Yarın da neler yapılabileceği konusunda okuduklarımı, derlediklerimi paylaşayım dilerseniz.

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın

2 yorum
  • Mete’cim görüşmeyeli uzun zaman oldu. Umarım iyisindir.
    Yazını ilgiyle okudum. Okurken de ‘nerelisin?…yok yok, baban nereli?’ sorusunun altında yatana biraz kafa yordum. Samimiyetsiz bir ayrıştırma sorusu bu diye düşünüyorum. Sen ne dersin? Sevgiler kardeşim

Okumaya devam edin