Gereği düşünüldü

Pek bayramlık bir yazı olmayacak ama mazur görün konu önemli 😏

Pazar günü kuruluşunun 7.yılı kutlamasında DasDas’ın sahnelediği ilk oyun olan “Joseph K.”yı izleyenler arasındaydım.

İngiliz yazar Tom Basden Kafka’nın “Dava”sından bir kara mizah uyarlaması yapmış. Joseph K. bir beyaz yakalı çalışan, kafasında terfi planları, sabah sporunu yaparken evine gelen iki kişiden tutuklu olduğu bilgisini alıyor. Oyun “adaletsiz bir dünyada” kendisini aklamaya çalışmasını anlatıyor.

Oyun kurduğumuz düzene bir eleştiri aynı zamanda kendimizi soktuğumuz cendereyi de düşündürüyor. İlk sahnede Joseph K.’nın ip atlarken her takıldığında kendine ceza olarak 3 şınav çektirmesi gibi.

Düzen demişken aklıma bir süre önce izlediğim Nevzat Kaya Hoca’nın bir videosu geliyor. Batı’nın kendi kültürünü nasıl dünyaya dayattığına dair. Hoca Batı’nın yükselişinin MÖ 8.yy’dan 1900’lerin ortalarına kadar sürdüğünü anlatıyor. Sürekli ilerlemenin, yükseliş hastalığının, kazanç elde etmenin, sinekten yağ çıkarmanın gereğini tüm dünyaya aşıladığını anlatıyor. Bu anlayışın Papua Yeni Gine’nin en küçük köyüne kadar yayıldığını. Birileri “Aaa! Burada manzara çok güzel buraya tatil köyü kuralım” diyor. Sonra orada bulunan herkes paranın tadını alıyor ve bu hastalık bulaşınca hiçbir şekilde geçmiyor. Hep daha fazlasını isteme, doğanın canına okuma, en sonunda geldiğimiz paranın yenmediğini anlayamama durumu.

M.Ö. 8.yy’dan başlatmasının sebebi, Homeros’un Odysseia’sında Batı kültürünün ilk kahramanı olarak Odysseus’un dünyayı dize getirmesi. Devleri, canavarları öldürüyor, her yeri kolonize edilebilir hale getiriyor. Dünya Mitos’tan Logos’a geçiyor, hayalden akıl çağına geçiş. Öncü devletler kuruluyor, öncü kavimler, öncü istilacılar ortaya çıkıyor. Bunlar kurmak istedikleri düzen için bireylerden de fedakarlık istiyor, kolektif adına. Tek kişi önemli değil, bütünlük önemli. Medeniyetler, şehirler böyle kuruluyor.

Oyun da bireyin bir önemi olmadığını hatırlatıyor. Buna hem düzen hem de bizim buna izin vermemiz yatıyor, daha doğrusu düzenin bize sunduğu imkanlara tav olarak kendimizden “geçmemiz”!

Daha geçen hafta Apple’ın 600 kişiyi işten çıkaracağını okuduk. Apple’ın 160 bin’e yakın çalışan var. Yani ölçüp biçip 600 kişiyi, (çalışanların binde 3’ü) işten çıkarmaya karar veriyorlar. Stalin’e atfedilen (ama ona ait olmayan) bir söz vardır; Bir insanın ölümü trajiktir, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir. 600 kişinin işten atılması da bir istatistik.

Yapay zeka ile birlikte herhalde yeni bir “aydınlanma”nın arifesindeyiz. Sistem ve düzen insan için mi, insan mı bunların devamı için gerekli? İnsana ihtiyaç kalmadığında bakalım paradigma nasıl değişecek.

Ben oyundan sonra bunları düşündüm, bakalım siz ne düşüneceksiniz. Oyun alışık olmadığımız bir sahne, ışık ve ses düzenine sahip. Eğlenmeyi değil ama düşünmeyi, hatta uyandırmayı vaat ediyor.

Itir Erhart Hoca’ma daveti için tekrar teşekkürler. Başta Mert Fırat oyunda emeği olan herkesi ve DasDas’ın 7.yaşını kutluyorum.

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın