Resim: @liatartt / deviantart

Şans, çaba ve merak

Kitap Kulübü’nde okuduğumuz Gece Yarısı Kütüphanesi’nde Nora pişmanlıklarla dolu hayatına son verdiğinde kendini bir nevi arafta, Matt Haig’in tasvir ettiği zamanın durduğu bir kütüphanede, buluyor. Kütüphane sonsuz sayıda yapmış olabileceği seçimlere dayalı hayatlarla/kitaplarla dolu.

Ben de gençlerle buluştuğumuzda anlattığım kendi hikayemi düşündüm. Bence tesadüfler veya şans hayatımızı büyük oranda yönlendiriyor, ama bu herşey kontrolümüz dışında demek değil, tesadüfleri çeşitlendirmek ve yönetmek elinizde.

ODTÜ’de İktisat okurken, okulu bitirdiğimde ne yapacağıma dair fikrim pek yoktu. Sadece Ankara’da kalacağıma emin gibiydim. Zira Ankara’yı seviyordum. Ya Hazine’ye ya Merkez Bankası’na ya da Dış Ticaret’e girmeyi hayal ediyordum, öte yandan ortalamam o yerleri hakkedecek kadar iyi değildi. Son sınıfa geldik. Bu arada benim yazma/organizasyon damarım kabardı, yıllık komitesi seçimine girdim kazandım. 93 yazı başında komiteden bir grup arkadaşla İstanbul’a bölüm yıllığına reklam almaya geldik, elimizde aile tanıdıklarından, bir şirket yöneticisi olmuş eski mezunların veya hocaların adres ve telefonları.

Listeyi aramızda rastgele bölüştük, bana düşen kısımda bir isim Doç.Dr.Güntaç Özler, eski bir mezun ve eski bir bölüm hocası aynı zamanda, şimdi bir araştırma şirketi yöneticisi. Şişli’de bir apartıman (İlbay Apt), Zet adında bir araştırma şirketi. Görüştüm kendileriyle, hocalarımızın selamını getirdim, biraz sohbet ettik, sağ olsunlar kırmadılar, yarım sayfa reklam aldım ve çıktım.

İstanbul’da Mimar Sinan’da grafik okuyan ilkokuldan çocukluk arkadaşım Tolga’nın evinde kalıyorum. Dergilerini karıştırırken, Medya diye bir dergiye rastlıyorum. Çok ilginç konular var; araştırma, reklamlar üzerine incelemeler, istatistikler, makaleler, günlük gazetelerde pek karşılaşmadığımız türde yazılar. Peki o dergi ne arıyor arkadaşımın evinde? Çünkü bu sayının kapağını grafik öğrencileri arasında yaptıkları bir yarışmanın kazanına (Tolga’ya) çizdirmişler.

Derginin künyesine bakıyorum, birkaç gün önce ziyaret ettiğim şirket ve insanlar.

Bir şekilde bu insanların yakınında yer almam gerektiğini düşünüyorum ve gidip “ben bu yaz sizde staj yapmak istiyorum” diyorum. “İyi gel ama para vermeyiz” diyorlar, “zaten yıllığa ilan verdik”. Ama iki ayın sonunda hayatımda kazandığım ilk parayı bir zarf içinde verirken, “sen okulu bitirince gel” diyorlar. Kariyerim yeni kurdukları Nielsen Medya ile başlıyor.
Şimdi bakalım bu olaylar zincirine:

1. Yıllık komitesine girmem (benim insiyatifim)
2. Zet firmasının bana düşmesi (şans)
3. Arkadaşımın derginin kapağını çizmesi (şans)
4. Benim onun evinde kalmam ve dergiyi okumam (benim insiyatifim)
5. Künyesine bakmam (merak)
Demek ki neymiş; kariyerimin başlangıcının %50’sini şansa, %50’sini kendi çabama ve tabii merakıma borçluymuşum 😄

Bu arada baktım, Sevgili Güntaç Hoca’yı tam bir yıl önce bugün kaybetmişiz, onu da rahmetle anmış olalım. Onun ve Medya dergisi hakkında geçen yıl yazdığım yazıyı burada bulabilirsiniz.

Resim: https://www.deviantart.com/liatartt/art/The-midnight-library-886987728

Tartışmaya katılın