Nasıl oldu da iletişimi unuttuk, networking nasıl kazanılacağını şaşırdığımız bir beceri haline geldi?
Bayramdan önceki hafta, İnovasyonu Tetikleyen Etkileşimler inisiyatifi EŞİK’in 5. buluşmasında gençleri, yöneticileri, girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getirdiler. Beni de “genç” kontenjanından davet etti sanırım Dilara Melisa Yaman.
Programda bir Pozitifİtiraf oyunu vardı. Bizim jenerasyon itiraf nokta com’u hatırlar. Hafif ürperdim ama tam malum benlik vaziyetler.
Çocukluğumuzda kızlı oğlanlı büyük bir çete şeklinde gezdiğimiz yıllarda yazlık sitede bankları çepe çevre dizdiğimiz küçük meydanda, hele elektrikler de kesilmişse parıldayan yıldızların altında sohbete doyum olmazdı.
Bu ortamlar şimdi yok gibi bir şey. Sosyal medya gibi dikkat ve zaman çalanlar bir yana, insanlar birbirleriyle “duygusunu”, hele “özelini” paylaşmıyor. Potansiyel olarak bütün internet kullancılarıyla paylaşmak da aynı şey olmuyor.
Bu ara okuduğum iki kitapta da (“Süperiletişimciler-Bağlantının Gizli Dili Nasıl Çözülür” ve “Sihir Dükkanı-Bir Beyin Cerrahının Beynin Gizemlerini ve Kalbin Sırlarını Keşfetme Arayışı”), iletişim kurmanın yolunu gösteriyorlar. Bir yandan çok kolay görünüyor ama uygulaması hiç kolay değil.
Oyun o nedenle her şeyi kolaylaştırıyor. Kurallar var, herkesin bildiği ve uyduğu, oyunbozanlık kabul edilmiyor. Durup dururken bir şey itiraf etmek, size insanların deli gözüyle bakmalarına sebep olabilecekken, oyunda çektiğin kartta “itiraf et” yazıyorsa mecbur edeceksin. Gözlemle diyorsa, insanları alıcı gözle süzme hürriyetin var, göz göze gelmek rahatsız edici değil. “Söyle” diyorsa, söyleyeceksin, iltifat edeceksin, öyle diyorsa. Bu sayede insanlar birbirlerini daha kolay ve hızlı tanıyorlar
İnsanlar oyun oynamayı unuttularsa hatırlatmak bizim gibilerin görevi galiba. Merak edenler, oyuna da açıktır.










