Salı günü yine Sabancı University FENS (Mühendislik ve Doğa Bilimleri) hocalarıyla bir aradaydık. Geçtiğimiz yıl ortasında yaptığımız ilk buluşmada yapay zekanın eğitimi nasıl etkilediği, programlar, araştırma faaliyetleri, öğrenciler üzerine konuşmuş ve fikirler geliştirmiştik. O zamanki paylaşımımda şöyle yazmışım: “Aynı anda, farklı temalara ayrılmış 12 masada önce fırsatlar, riskler, belirsizlikler üstüne bireysel çalıştılar, ardından birlikte değerlendirip, konuları önceliklendirdiler. Bunları yaparken sadece soğuk ve katı verilerden değil, duygulardan da bahsettik. Çünkü veri ancak duygularla işlendiğinde davranışlara dönüyor. Duygular bize iç görülere götürüyor, oradan da doğru sorularla çözümlere kapı açabiliyoruz.”
Bu defaki amacımız, bu fikirleri nasıl hayata geçireceğimizdi. Şüphesiz ilk buluşmada ortaya çıkan fikirler pişirilmiş ve çeşitli süzgeçlerden geçmişti.
Bu kez dokuz masada farklı başlıklardaki projeleri hayata geçirmemiz durumda neleri dönüştüreceğimiz, hangi ihtiyaçları karşılayacağımız üzerinde netleştik. Ardından benim çok büyük fayda gördüğüm bir teknik olan pre-mortem’i uyguladık. Yani başarıyı değil, başarısızlığı hayal ettik ve öyle bir durumda nelerin ters gitmiş olabileceğini düşündük, bu gerçekten müthiş bir egzersiz, dillendirmek, düşünmek istemediğiniz bütün riskler, aşırı iyimser varsayımlar dökülüyor. Bunları akılda tutarak ne tür temel faaliyetlere ve bunlar için ne tür kaynaklara ihtiyaç duyacağımızı çıkardık. Ardından aktörler ve onların rolleri geldi. Tabii işe koyulmadan başarının bir tanımını yaptık. Son olarak da ilk atılması gereken adımdan başlayarak 3-6-12 aylık süreci çıkardık. Ekipler tüm bunları bir kanvas üzerinde süzerek tüm katılımcılarla paylaştılar. Arada masalar arası fikir alışverişleri, farklı masalara katkıda bulunmak için fırsatlar da yarattık.
Bu defaki bir yenilik de Miro’yu kullanmak oldu. Geçen defa post-it ve flip chart’larla çalışırken bu kez herkes bilgisayarından çalışmalara katıldı, daha önce hemen kimsenin kullanmadığı bir program da olsa oldukça hızlı adapte olundu. En azından bu bana raporlama konusunda büyük rahatlık sağlamış oldu. Arada Miro’nun kendi yapay zeka modülünü de kullandım. Dolayısıyla bu kez geçen defa olduğu gibi sınırlı veriyi öğle arasında yapay zekaya aktarmam gerekmedi. Geçen defa daha hareketli ve ayakta idik, bu kez çalışırken hep oturdular, ben hariç.
Değişmeyen şey ise yine masalarda önce bireysel ardından birlikte çalışmamız oldu, sanırım yine kimse paylaşmak istediğinden geri durmak zorunda kalmadı, şimdi tüm söylenmek istenenler dijital board’un üzerinde. Artık iş bende, çıkan sonuçları ve planları gözden geçireceğim, şerhler varsa onlara da dikkat çekeceğim. Bu çok katılımlı çalıştaylarda bana düşen görev öncesinde ve sonrasında oluyor, toplantıda ise katılımcılar ter döküyor. Ama küçük gruplarda ben de daha aktif olabiliyorum, haliyle çalıştayın tasarımını farklılaştıran zorluklar ve odak oluyor. Sonuçta her türlü zorluğu ve işimi seviyorum.









