Ayrıcalıklı olmanın sorumluluğu

Sevgili Ekin AL, sürdürülebilirlik cephesindeki gerilemenin farkında “onarım”ı öne çıkarıyor. Yapı Kredi ev sahipliğinde yine bir grup kapitalist gidişattan endişeli insan Onarım Atölyesi organizasyonunda buluştuk.

İnsanlar sıkıntı çekmeyi, kısıtlanmayı sevmiyorlar. Amerika’lar Amerika’yı yeniden büyük yapalım dediler, güç bela kazanılmış mevziler bir çırpıda elden gitti. Tüm iş dünyası “nerede kalmıştık” deyip “business is business” çevre mevre hikaye, biz büyümeye kara bakarız dediler.

Dünyanın düz olduğuna inananlar varken, iklim değişikliğine insanın yaptıklarının yol açtığını rakamlarla ikna etmek çok zor. Ancak bilim insanları, aktivistler, düz dünyacıları değil, ülkeleri ve şirketleri yönetenleri bu düzenin sürdürülebilir olmadığına ikna edebilmiş değiller.

Duyarlı bilim insanları ve aktivistlerin, artık iki dünyanın en iyisini hedeflemekten başka çareleri yok. Tasarruf sahiplerine, fon yöneticilerine hem aynı karlılıkta, hem de dünya ve insanlar için daha yararlı alternatif etki yatırımları tasarlıyorlar. Yatırım yapacakları şirketin, girişimin derdinin sosyal, çevresel olması, etkinin ölçülebilir ve yönetilebilir olması gerekiyor. Tabii bir getiri bekleniyor, bu bir yatırım.

Bu alanda çok yaratıcı çözümler var, Türkiye’de de. Etki yatırımcısı Can Atacik Şafak Müderrisgil ile getirdikleri Sosyal Etki Tahvili’nden bahsetti. Vakıflar veya kamu bir projeyi desteklerken hedeflenen sonucun alınacağından emin olmak istiyorlar. İşi bilen kurumların bu projeleri üstlenmelerine “sonuç odaklı sözleşme” de deniyor. İstanbul Kalkınma Ajansı ile “Ne eğitimde ne istihdamda” gençlerin katma değerli iş kollarında istihdam edilmelerine dönük bir programa bu desteği Bridges Outcomes Partnership vermiş. Yani gençlerin işe alınmaları ve en az 6 ay işte kalmalarının riskini bu firma üstlenmiş. Bunu sağladıktan sonra İKA’dan parasını almış. Hem kamuya maliyeti yok, hem de kamu parasını vergilerle, sosyal güvenlik primleriyle geri kazanmış oluyor, İKA uzmanı Fatmanur Güder’in belirttiği gibi.

Yaşadığımız bütün sorunların, çevresel, ekonomik hatta psikolojik, doğaya rağmen bir ilişki kurmamızdan kaynaklandığı net. Kendimizi doğadan arındıracak şekilde yaşıyoruz. İnsanlığın geleceği ve kişisel sağlığımız da doğayla iç içe yaşamakta.

Etki yatırımlarına ilgi büyüyor. Bağış yapan zenginler bir tarafa, makul bir gelir elde edip, iyi amaçları desteklemek kulağa (vicdana) hoş geliyor. Bize bundan pay düşer mi derseniz, Etki Yatırım Uzmanı Erdem Kilic, şu noktaya dikkat çekiyor. Özellikle Afrika, o kadar geri ki, en ufak desteklerin dönüşü bile büyük ve neredeyse garanti. O yüzden Türkiye faydalanıcı olmak için (en azından yabancılar açısından) çok avantajlı değil.

Yazımı TAKK’ın kurucusu Pinar Akiskalioglu’nun çok beğendiğim tanımıyla bitireceğim. “Etki dediğimiz şey ayrıcalıklarımızı sorumluluğa dönüştürmek. Bu ayrıcalık parasal olabilir entelektüel olabilir.” Yani ayrıcalığınız varsa (sanırım bu yazıyı okuyanların tamamı) sorumluluğunuz da var!

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın

Okumaya devam edin