Çamaşırlarınızı kaç derecede yıkıyorsunuz?

Harvard Business Review Türkiye’nin düzenlediği Sürdürülebilirlik Zirvesi çevrimiçi ve yüz yüze yapıldı. Bu da bize pandeminin hediyesi galiba. İki gün aynı düzen git gel, ikram ağırlama (kilolar) yerine bir günlük işe ara çok mantıklı. Öte yandan bir araya gelmenin nimetinden daha fazla yararlanmalıyız gibi geliyor bana. Sahneyi canlı olarak izlemek güzel, aralarda 15 dakika hoşbeş de güzel ama bence yeterli değil. (Saklamayalım herkes bir tanıdık arıyor kalabalık içinde, gece kulübünde arkadaşlarını kaybetmiş gibi).

Birbirimizin bilgisinden, bakış açısından daha fazla yararlanmalıyız. İşbirliği ve çeşitliliğin tadını alacak şekilde yüz yüze buluşmalar yeniden tasarlanmalı diye düşünüyorum. Bizde zaten soru sorulmuyor, (sarsılmamalı) egolarımız var, bari bunu kolaylaştıracak küçük gruplar halinde tartışmalı, topluca değerlendirmeli bir düzen olsa. Aman ben yine icat çıkarıyorum, kimse rahatını bozmak istemez, gayrı-ticari fikirler bunlar…

Dediğim gibi yine çok güzel bir kürasyonla ilginç ve derinlemesine oturumlar vardı. Tarım konusunda olanlar ilgimi çekti. Ama favorim “Yeni Tüketiciyi Anlamak” başlıklı olandı hiç kuşkusuz.

Aslında bence tüketici hep aynı, yeni olan anlamak kısmı olur bence. Çünkü hep o konuda bir ilerleme kaydetmeye çalışıyor bilim.
P&G’den Tankut Turnaoglu’nun verdiği bir bilgi daha önce dikkatimi çekmemişti. Çamaşırları soğuk (yani 30 derecede) yıkayacak deterjanlar üretmek değerli, çünkü suyu ısıtmayı önlemek enerji tasarrufu açısından önemli. Ama şunu bilmiyordum, soğuk suda aktive olacak temizlemeye yardımcı enzimler sıcak suda aynı işi görmüyormuş. Yani tüketici 30 derecede bile işe yaraması iyi, ben bir de sıcak yıkayayım daha iyi olur diye düşünüyorsa, ziyan oluyor o yüksek teknoloji. Tabii öyleyse de P&G bunu söyleyemiyordur, kafaları karıştırıp tüketiciyi soğutmamak için.

Hemen aklıma IDEO’nun “ısıtıcılı kundak” vakası geliyor. Bir hastaneye erişimi olmayan yoksul kırsal kesimde doğan prematüre bebekler için geliştirilen bu kundak, bebeğin vücut ısısını korumasını özel elektrikli bir ısıtıcıda bekletilen prafin keseleri ile sağlıyor. Keselerin yeteri kadar uzun süre dayanması için belli bir ısıda ısıtılması gerekiyor. Ancak uygulamada fark ediyorlar ki, anneler batıdan gelen her şeyin gereğinden fazla kuvvetli olduğu inancıyla (1 kaşık verilmesi gereken ilaçları bile güvenli olsun diye yarım kaşık veriyorlarmış) az ısıtıyorlar, dolayısıyla yetersiz kalıyor. Projedekiler de derece göstergesi yerine bir ışık koyuyorlar ve ışık yanıncaya kadar ısıtılmasını sağlıyorlar, yani bir “dürtme” (nudge) kullanıyorlar.

Acaba P&G de soğukta aktive olan renk pigmentleriyle suyu boyayıp doğru ısıda yıkandığı işaretini verebilir mi? Biliyorum çamaşırları boyamaması lazım. Eh fikir benden, çareyi bulması P&G’den 😄

P&G’nin sürdürülebilirlik ipuçları için şu faydalı linke göz atabilirsiniz.

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın