Resim: Avi Richards / Unsplash

İşini bulmak

Üniversite son sınıf öğrencisi bir gençten bir mesaj aldım.
Yabancı bir şirketin satış pazarlama süreçlerine uzaktan destek verdiğini ancak tam zamanlı büyük kurumsal bir firmada aynı alanda bir iş aradığını, başvurduğu bir çok yerden yanıt dahi alamadığından yakınmış. Buralarda inanılmaz bir torpil döndüğünü düşündüğünü benim kendisini yönlendirebileceğim bir şirket olup olmadığını sormuş.
Onu iyi anladığımı düşünüyorum ve verdiğim yanıtı bu sıkıntıyı yaşayan genç arkadaşlar için de buradan paylaşmak istedim.

Sevgili arkadaşım,
Üniversiteyi bitirip iş hayatına atılmak zorlu bir süreç bunun farkındayım. Köklü bir devlet üniversitesinden mezun olmak dahi bunu kolaylaştırmıyor. Üstelik okulunun yanı sıra birçok işte tecrübe edinmişsin, yani boş durmamışsın. Seyahat etmeyi sevdiğini, deneyimlerini yazarak veya video çekerek sosyal medyada paylaştığını, yani üretmeyi de sevdiğini gördüm. Bunlar benim de sana ve tüm gençlere tavsiye edeceğim şeyler, ki bunları yapıyorsun.

Şirketlerde işe alımlarda torpil döndüğünü söylemişsin. Bunu ölçecek bir veri elimde yok ama ben de böyle olduğunu düşünüyorum. Hatta terfilerde bile adına “torpil” diyemesek de, yöneticilerin tarafsız olmayan değerlendirmelerinin etkili olduğunu söyleyebilirim. İnsanlar bu kadar güvensizlik ortamında nesnel değil öznel kriterlere sarılıyorlar, kendi çıkarlarını ön planda tutuyorlar. İnan yurtdışında da bazı büyük şirketlerde çalışanlar kimin adamı olduğuna göre muamele görüyorlar. Bununla mücadele kolay değil, bu yanlılık insanın doğasında var.

Bazı insanlar hayata imkanlar açısından daha şanslı geliyorlar. Ama unutma ki hayatta mutluluğun ve tatminin kaynağı zorlanmak. Onlar zorlanmadan sahip oldukları işlerde tatmin olamayacaklar, sen ise bütün bu çabanın karşılığında elde ettiklerinle derin bir tatmin yaşayacaksın.

Ben rekabetin bu denli fazla olmadığı bir zamanda iş hayatına atıldım ve hiç iş aramak durumunda kalmadım, 25 yılda sadece iki şirkette ama 10’a yakın farklı görev ve lokasyonda çalıştım. Bugün senin yerinde olsam ne yapardım onu paylaşayım.

Öncelikle şirketlere bir ilan olmadan CV göndermezdim, bunların dikkate bile alınmadığını düşünüyorum. Eğer o an ihtiyaç yoksa bunları biriktirmenin dahi gereği yok, zira hem güncel kalmıyorlar, hem de ilan çıkıldığında zaten çok sayıda toplanıyor. Öte yandan bir ilan çıkıldıysa CV’mi göndermekle kalmam, Linkedin üzerinden o pozisyonun bağlanacağı kişiyi bulmaya çalışırım. Olası kişilere ulaşmaya çalışıp, başvuruyu usulünce yaptığımı ve neden o işe uygun kişi olduğumu, şirkete özel ifadelerle ve ayrıntılarla derli toplu bir biçimde anlatırım. Bir yandan da senin yaptığın gibi, okumalar ve üretimlere devam ederim. Şundan şüphen olmasın; bu süreç uzun sürebilir ancak mutlaka sonuç verecektir.

Senin CV’ni yukarıda açıkladığım nedenden kimseyle paylaşmamın faydası olmadığını düşünüyorum. Ayrıca, her ne kadar değerli ve çalışkan bir genç olduğunu düşünsem de senin için referans olacak kadar seni tanımadığım da bir gerçek. Bahsettiğim gibi kişiselleştirilmiş bir başvuru mektubunu okuyan, bana yazdığın gibi bu kişiye ulaşma gayretinden hedeflediğin yönetici niteliklerini anlayacaktır zaten. Bu hamle aşırı yoğunluktan ötürü İK’ların filtresine takılmaktan seni kurtarıp, hedefine yaklaştırabilir.

Tabii bu çabayı her başvurunda değil, gerçekten arzuladığın işlerde gösterebilirsin, o samimiyetin gerekçeleriyle mektubunda yansıyacaktır zaten. Umudunu yitirme, cevapsız kalan ve olumsuz sonuçlanan başvuruları kişisel alma, sadece kendini daha iyi ifade etmeye odaklan. Sana bol şanslar diliyorum, iyi haberlerini bekliyorum.

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın

Okumaya devam edin