Linked*in*fluencer

Linkedin’e 2005’te katılmışım, Linkedin Avrupa ofisini Londra’da 24 Ocak 2008’de açmış, hesap edin! Şunu çok iyi hatırlıyorum, Belgrad ofisini yeni açmıştık, oradaki pazarlama ekibine nasıl hesap açacaklarını göstermiştim. Sırbistan’da kimsenin haberi yoktu, kimsenin derken, bizim elemanların uluslararası firmalarda çalışan arkadaşlarının dahi haberleri olmadığını söyleyebilirim. Linkedin’i Sırbistan’a ben sokmuş bile olabilirim yani. 😄

Yıllar içinde her mağrur ve gururlu Türk beyaz yakalı gibi, uzaktan, ayak izi bırakmadan izledim paylaşımları. Bağlantı listemi ise sancak gibi korudum. Ne doktorlar, mühendisler bağlantı gönderdiler de kabul etmedim. Makul bir sebep göstermeyen kimseyi almadım, sanki birisi listeme girerse ona kefil olurmuşum gibi hissettim.

2018’de kurumsal hayattan ayrıldığımda 1300 civarı bağlantım ve 1500 civarı takipçim vardı, bunların da ciddi bir ağırlığı yurtdışından, 13-14 yıl geçirdiğim beş ülkeden ve Avrupa’dan. Bir süre farklı mecralarda, dergilerde uzun yazılara ağırlık verdim ve çok seyrek belki ayda bir post çıktım Linkedin’de. 2019 Aralık’ta yavaş yavaş ısınmaya başladım kenarda ve 2020 Mayıs’ından beri hemen hemen hafta içi her gün paylaşım yapıyorum. Artık gelen davetiyelerin %99’unu geri çevirmiyorum. Herkesle fotoğraf çektiren politikacılar gibiyim (Allah korusun!) 😆

Linkedin’den en büyük kazançlarım bu günlük yazı yazmanın ve onun için heybeyi doldurmanın verdiği haz, süreçte tanıdığım, sonra tanıştığım ve en son kaynaştığım dolu dolu insanlar… Paylaşım sıklığımı göz önüne aldığımda pek seyrek de olsa paylaşımlarımdan ilham alan her yaştan, kesimden insanların teşekkür notlarını da baş köşeye koyarım. Ama bunların ötesinde direkt maddi bir kazancım olmadı.

Yani bu kazançlar azımsanacak gibi değil, ben bir gelir elde etmesem de burada olmaya devam ederim de, ben de ChatGPT ile doldurmuyorum bu sütunları. 😄 Bir zaman ve emek veriyorum. Ne yalan söyleyeyim, yurtdışında affiliate marketing’le, sponsorlukla gelir elde eden içerik üreticilerine veya youtube’da reklam geliri elde edenlere de imrenmiyor değilim. Linkedin hep çıkarıyor ya karşımıza uyarıları;

“Something’s wrong”. “No results found”. “Try again”. “This profile ise not available. Retry”.

diye, ben de Linkedin’e diyorum “ayıp oluyor” “şu içerik üretim işine bir baksan mı?” “bir gözden geçir iş modelini”

Son zamanlarda daha çok soru almaya, ilgi görmeye başladım, işbirliği projeleri hakkında. Orada şöyle düşünüyorum; iyi bir işi karşılıksız övmek güzel bir davranış, bunu yapmaktan kendimi alıkoymuyorum. Ama karşılığını aldığınız bir övgü, sizin için büyük bir sorumluluk. Çünkü herkes bilir ki, bunu bir karşılık için yapıyorsanız siz de çıkacak sonuca dolaylı olarak ortaksınız. Bunun bilincinde olmayan bir kişi sermayesi olan “güven”i çarçur eder, onu yerine koymanın da yolu yoktur.

Öte yandan güven ne kadar yüksekse, değer de o kadar yüksektir, benim de yolum bu.

Tartışmaya katılın