Şempanzenizle tanıştınız mı?

Nasıl hangi şempanze? İçinizdeki şempanze tabii!

Kitap kulübümüzde geçen ay okuduğumuz “Şempanze Paradoksu” adlı kitapta Prof.Steve Peters beynimizin çalışma prensiplerini açıklarken, içinde devamlı mücadele içinde olan iki ana yapıdan bahsediyor. Birine “insan” diğerine “şempanze” adını veriyor. Bütün hatıraların, öğrenimlerin, deneyimlerin kaydedildiği bir de bilgisayar var, insanın ve şempanzenin karşılaştığı olaylarda vereceği tepkiyi belirlemek üzere başvurduğu bir kaynak olarak.

Sorun şu ki şempanze çok çevik ve güçlü. Hani derler ya gerçek ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı dolaşır, o hesap.

Kitapta şempanzenizi nasıl idare edeceğinizi, ne zaman onu dinleyip ne zaman dinlememeniz gerektiğini anlatıyor. Toplantıya katılanlar hatırlar, en başta keşke bu kitabın çocuklar için olanı olsaydı demiştim. Meğer varmış. Toplantı kaydını podcast yayınına hazırlarken yaptığım araştırmada karşıma çıktı. Tek tıkla aldım hemen.

Oğlumla okumaya başladık. Kitap gerçekten ilgisini çekti. Bu kaydadeğer bir durum çünkü annesi, ablası ve benim elimizden kitap düşmezken, oğlumun favorisi bir iki çizgi roman ve Pıtırcık serisi, onu da ben okursam.

Kitabın başlarında beynimizde bu ikili sistemden bahsediyor, kontrol edebildiğimiz insan beyni ve kontrolümüz dışında şempanze beyni. Malum şempanze beynimiz kaygı, korku gibi istenmeyen duygulardan sorumlu. Bu gerçek mi diye sordu oğlum. Evet dedim, beynimizde bu duyguları kontrol eden bir bölüm var. Peki neden onu çıkarıp almıyorlar diye sordu. [ta taa, aydınlanma zamanı!] Çünkü yaşamını sürdürmen için bu olumsuz gibi görünen duygulara da ihtiyacın var. “Geçen pazar Şile’ye gittiğimizde uçurumun yanına geldin ama çok yaklaşmadın. Eğer hiç kaygın korkun olmasaydı, çok yakına kadar gidecektin ve Allah korusun, belki ayağın kayıp yuvarlanıverecektin aşağıya”, dedim ve yüzünde o benzersiz donukluk, [aha moment]ı gördüm. Hani çocukların yeni birşey öğrendiklerinde tepki bile veremedikleri o an! Paha biçilmez! 😆

Size kitaptan, kesip saklamalık, anne babaların, öğretmenlerin çocuklara kazandırabileceği 10 faydalı alışkanlık tavsiyesini buraya bırakayım.

Örneğin bir şey ters gittiğinde çocuklara “etkili özür dileyici” olmalarını öğretmek yetişkin yaşamlarına taşıyacakları faydalı bir #alışkanlık olabilir. Kitapta sayfalarca örneklerle ve egzersizlerle anlatılan işte o 10 alışkanlık:

1. Gülümsemek
2. Özür dilemek
3. Birine karşı nazik olmak
4. Duygularınız hakkında konuşmak
5. Yardım istemek
6. Görgü kurallarına uymak
7. Yeni şeyler denemek
8. ‘Hayır’ın gerçekten ‘hayır’ anlamına geldiğinde kabul etmek
9. Paylaşmayı öğrenmek
10. Yapmanız gerekeni yapmak.

Tartışmaya katılın