DYF Kitap Kulübü ile Incognito

Değer Yaratmanın Formülü Kitap Kulübünde Temmuz ayında 19’uncu buluşmamızda José Saramago’nun Körlük adlı romanını konuştuk. Bu bölümde katılımcılarımızın kitaba ilişkin görüşlerine yer veriyorum.

José Saramago Portekizli bir yazar ve bu kitabı 1995’te yazıyor. 1998’de ise Nobel edebiyat ödülünü aldığında komite bu kitaba da atıfta bulunuyor.

Ben daha önce yazarın başka kitabını okumamıştım. O yüzden yazarın kendine has tarzda uzun cümleler kurması, karakterlerin isimlerinin olmaması, noktalama işaretlerini değişik biçimlerde kullanması, hatta diyalogların alışıldık şekilde konuşma işaretiyle gösterilmemesi, o yüzden sözlerin kime ait olduğunun bir anda anlaşılmaması, okuyucuyu, yeni bir deneyimle karşı karşıya bırakıyor.
Bu bir distopik roman, yeri ve zamanı belli olmayan bir ülkede insanların birden bire bulaşıcı bir beyaz körlük hastalığına yakalanmasını anlatıyor ve insanlığımızın kurduğu medeniyetin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu anlıyorsunuz. Her anında gerildiğiniz bu kurgu roman gerçek hayatla kurduğunuz paralelliklerle sizi şaşırtıyor ve düşündürüyor. Kitapta bazı bölümler içerdiği şiddet yüzünden gerçekten rahatsız edici olabilir, bunun uyarısını da yapalım ama özellikle bilim kurgu ve distopya meraklılarına tavsiye edebilirim.

Bu bölümde söz alanlar sırasıyla

Yavuz Abut (01:58), Öykü Elçi Kayalı (07:26), Mustafa Başar (10:17), Sinem Akkaya (13:09), Cem Çağatay Karaali (16:06), Yasemin Parlak Demir (19:17), Müge İrfanoğlu (22:14), Alimurtaza Rutci, (23:27), Yavuz Abut (25:13), Öykü Elçi Kayalı (27:19), Alimurtaza Rutci (27:49); Figen Öztürk (28:41) ve Yasemin Parlak Demir (31:16)

Dinlemeye başlayın

Değer Yaratmanın Formülü Kitap Kulübünde Temmuz ayında 19’uncu buluşmamızda José Saramago’nun Körlük adlı romanını konuştuk. Bu bölümde katılımcılarımızın kitaba ilişkin görüşlerine yer veriyorum.

José Saramago Portekizli bir yazar ve bu kitabı 1995’te yazıyor. 1998’de ise Nobel edebiyat ödülünü aldığında komite bu kitaba da atıfta bulunuyor.

Ben daha önce yazarın başka kitabını okumamıştım. O yüzden yazarın kendine has tarzda uzun cümleler kurması, karakterlerin isimlerinin olmaması, noktalama işaretlerini değişik biçimlerde kullanması, hatta diyalogların alışıldık şekilde konuşma işaretiyle gösterilmemesi, o yüzden sözlerin kime ait olduğunun bir anda anlaşılmaması, okuyucuyu, yeni bir deneyimle karşı karşıya bırakıyor.
Bu bir distopik roman, yeri ve zamanı belli olmayan bir ülkede insanların birden bire bulaşıcı bir beyaz körlük hastalığına yakalanmasını anlatıyor ve insanlığımızın kurduğu medeniyetin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu anlıyorsunuz. Her anında gerildiğiniz bu kurgu roman gerçek hayatla kurduğunuz paralelliklerle sizi şaşırtıyor ve düşündürüyor. Kitapta bazı bölümler içerdiği şiddet yüzünden gerçekten rahatsız edici olabilir, bunun uyarısını da yapalım ama özellikle bilim kurgu ve distopya meraklılarına tavsiye edebilirim.

Bu bölümde söz alanlar sırasıyla

Yavuz Abut (01:58), Öykü Elçi Kayalı (07:26), Mustafa Başar (10:17), Sinem Akkaya (13:09), Cem Çağatay Karaali (16:06), Yasemin Parlak Demir (19:17), Müge İrfanoğlu (22:14), Alimurtaza Rutci, (23:27), Yavuz Abut (25:13), Öykü Elçi Kayalı (27:19), Alimurtaza Rutci (27:49); Figen Öztürk (28:41) ve Yasemin Parlak Demir (31:16)

Tartışmaya katılın

1 yorum