Yamaç Evler

Tarihini tüketmek

Türkiye’de “yaş alırken” beni en çok rahatsız eden şeylerden biri kişisel tarihinizin gözünüzün önünde yok olması. Ankara Tandoğan’da doğduğum ev artık yok, çocukluğumda Karşıyaka’da gittiğimiz sinemalar yok, Ankara’da üniversite öğrencisiyken gittiğimiz kitapçı, pastane yerinde yok.

Bu hafta iki günlüğüne çocukluğumun yazlarını geçirdiğim Kuşadası’ndaki yazlığımıza uğradım. Bostan ve meyve bahçelerinin neredeyse tamamı yazlık olmuş, bisikletle gezerken ıssız bir yolda hep mola verdiğimiz ağacın altındaki kuyu kaybolmuş, yerinde bir restoran var, etrafı evlerle dolu. Yazlık sinema da çoktan tarihe karışmış.

70’lerde kooperatif olarak yapılan 17 bloktan oluşan yazlığımız ise ortasındaki 15-20 dönüm bahçesiyle geçen zamana direnmiş gibi duruyor. Sadece ağaçlar o kadar büyümüş ki, balkonumuzdan diğer blokların hiçbiri görünmüyor. Ama kumsal daha fazla plastik ve atıklarla dolu. Plajın her metrekaresi de parsellenmiş.

Kuşadası’na gidişimizin sebeplerinden biri de yurtdışından gelen misafirlerimizle birlikte Efes Antik Kenti’ni gezmekti. Son 35 yılda iki üç kere gitmişliğim var Efes’e, biri 93’teki Sting konseri olmak üzere, ama yamaç evleri görmemiştim. Çocuklar da artık ilgi duyacak yaştalar diye gidelim istedik.

3000 yıllık şehirde çalışmalar yüzyılı aşkın bir süredir devam ediyor, hala parçaları bir araya getirmeye çalışıyorlar ama kütüphane eski yerinde, anfi tiyatroyu da bir çeşit AVM yapmamışlar, şehrin sonraki nesilleri. O zaman da barınma, yemek, kişisel bakım, yaşamdan keyif alma ve soyunu devam ettirme gibi ihtiyaçlar vardı şimdi de var. Öte yandan 3000 yıl öncesinin insanı bizden daha az zeki değildi, hiçbir bedensel eksiği de yoktu, ama o zamanın en zengini bile şimdiki en fakir insandan daha az konfora sahipti, şüphesiz biz bilim ve teknolojideki üssel ilerlemenin keyfini sürüyoruz.

Acaba bundan 3000 yıl sonrasında, dünyayı yiyip bitirmemiş olursak, arkeoloji konusu olabilecek mi bugünkü uygarlığımız? Ne diyecekler bugünkü yaşamımız, evlerimiz hakkında? Bilgiye erişim bu kadar kolaylaşmışken, insan ömrü bilimdeki, tıptaki ilerlemeyle bu kadar uzamışken, bu gelişmenin hakkını verebildik mi? Toplum daha mutlu, adil ve huzurlu mu? Nerede hata yaptık? Bunları düşündüm gezerken Efes’i.

Tartışmaya katılın

Okumaya devam edin