Gel gel gel, hijyene gel!

“Getir bi mutluluk” şarkısı dillere pelesenk. Büyüklerimiz “akılsız başın cezasını ayaklar çeker” derlerdi, şimdi Getir kuryeleri çekiyor cüzi bir ücret karşılığı.

Artık dünyayı saran bu hizmetin Türkiye’den çıkması da bizim için bir işaret. Her millet kendi sorunu için çözüm üretiyor, bizim de en büyük ihtiyacımız demek ki bu. Mutluluk mu dediniz, yok canım bence tembellik. 😄

Tabii mutluluk tüm insanların aradığı bir şey, burada da karşımıza çıkmasa olmazdı. Pazarlamacılar olarak mutluluk kavramını sahiplenmeyi çok severiz, her sektöre, her ürüne uyar, neyse bu konu çok derin, şimdi girmeyelim. 😁

Benim takıldığım başka bir şey, en son reklamında. İş yerinde bir Starbucks kahvesine ihtiyaç duyuyorsunuz, bakıyorsunuz kalmamış. Getir reklamlarında hizmetin ne kadar hızlı olduğunu vurgulamak için bir format var, telefondan çekip alıyorsunuz. Bebek ıslak bezi için hatırlıyorum, telefona uzanıp kapağı açıp içinden alıyordu. Hoş bir fikir. Ama bu son reklamda oyuncu direkt telefonu ağzına götürüyor. Ben bunu her gördüğümde tüylerim diken diken oluyor. Nasıl olmasın, telefonun klozet kapağından 10 kat fazla bakteriye sahiplik yapabildiği bilgisi aklıma işlemiş. Telefonu dudağına yapıştırdığında ekrana bakamıyorum. Bu hassasiyet sadece bende mi, böyle bir reaksiyona yol açabilecek bir yargıyı nasıl göz ardı ettiler ve reklam her kuşakta karşımıza çıkıyor şaşıyorum.

Siz bu reklamı izlerken ne hissediyorsunuz?

Tartışmaya katılın