Çözüm sadece bizde olabilir mi?

Trafik canavarının hakkından RAPTOR gelir. Zorlukların hakkından da açık inovasyon gelir.

Ben İstanbul içi ulaşımda şu öncelik sırasına sahibim: yürüme, metro, vapur/motor, metrobüs, tramvay, otobüs, elektrikli scooter, kendi arabam, minibüs, helikopter, superman, taksi.

Son dördünü pek kullanmıyorum tahmin edeceğiniz gibi. Ama sonuncusu yani taksi beni aşırı geriyor; nasıl bir araba (koku, müzik, hijyen, konfor), nasıl bir sürüş (içine off-road’cu kaçmış gibi mi), nasıl bir şöför (asabiyeti, muhabbeti)? Bunların hiçbirini seçemediğiniz gibi, hepsinin kötüsünün üssel neticesi ile de karşılaşmanız işten değil.

EIT Urban Mobility (Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü – Kentsel Hareketlilik) tarafından desteklenen CITY RAPTOR programı bu kez İSTANBUL’a yer vermiş. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Farplas Otomotiv, Fark Labs, ve BGI ortaklığı ile hayata geçirilen programın toplamda 90 bin Euro ödülü var.

Ulaşım için Hızlı Uygulamalar (Rapid APplications for TranspORt – RAPTOR), Avrupa kentlerindeki hareketlilik zorluklarına hızla çözümler yaratmayı amaçlayan bu bölgedeki (AB ve Ufuk Avrupa programı üyesi ülkelerden) start-up ve KOBİ’lere açık bir program, bir yarışma. En yenilikçi, uygulanabilir ve etkili çözümü sunan oluşum hem parasal destek, hem mentorluk alıyor ve şehir yönetiminden veri ve kaynak desteği ile çözümünü test etme şansına kavuşuyor.

Bu dönem İstanbul için seçilen 3 zorluk şunlar:

– Taksilerde kısa mesafe yolcu ayrımının önüne geçilmesi
– Taksi sürücülerinin lisanslarının denetlenmesi
– Deniz Taksi ulaşım ağının optimize edilmesi ve toplu taşıma sistemleri ile entegrasyonunun arttırılması

Özellikle ilki kulağıma şiir gibi geldi, ben yine binmem de, çeki düzen verilmesi gereken bir konu kesinlikle. Bunu üç beş bürokratın bir kaç dijital teknoloji uzmanı ile düşünmesi mi daha iyi sonuç verir, bütün Avrupa’daki benzer sorunları çözmüş, görmüş insan gücünün emeği mi? Yıllardır konuştuğumuz sorunun çözülememesinin bir çok sebebi vardır mutlaka. Politik, sosyal, ekonomik vs vs. Ama böyle bir adım çok umut verici, yerel siyasi irade de sanki bunu çözmeye niyetli, en önemlisi de o zaten.

Tabii tasarım odaklı düşünme yaklaşımı ile değerlendirirsek, yani sorunu bütün yönleriyle masaya yatırırsak, olayın sadece bir taksicinin keyfinden ibaret olmadığını anlarız. O taksiyi belli bir zamanda geri götürmesi gerekmesi, o trafiğe girerse ne kadar iş/gelir kaybına uğrayacağı gibi faktörler var. O zaman vardiya sistemi veya trafik sıkışıklığı kök problem olarak karşımıza çıkıyor. Hatta vardiyanın altından da “rant” konusu çıkıyor kazıdıkça. Belki de belli bölgelere özel araç girmesini kısıtlamayı düşünmek lazım öncesinde.

Neyse enseyi karartmayalım, bunlar çok güzel girişimler. Katılanların aklına sağlık, işlemcisine kuvvet 😊

Tartışmaya katılın