Foto: Cottonbro / Pexels

Evde yalınlaşma

Pazartesi günü yazımı “yoksa ben bir “çöpçü”yüm de onunla mı yüzleşemiyorum” diye bitirmiştim.
Sevgili eşim benim bir “istifçi” olduğumu söylüyor. Onun haksız olduğunu söyleyemeyeceğim. Evde gençliğimden bu yana biriktirdiğim bir sürü ıvır zıvır var, ama tabii hepsinin bende hatırası var ve onların varlığını bilmek bile bana huzur veriyor. Bu hiç kulağa normal gelmiyor ama durumum bu. Asıl önemli olan bundan şikayetçi olup olmadığım. Giysilerin çoğunluğu ve bazı cihazlar haricinde şikayetçi değilim. Ama bu bahsettiklerimden de kolay kurtulamıyorum.

Marie Kondo’yu duydunuz mu bilmiyorum, Japon düzenleme ve tertipleme tekniği uzmanı ve eğitmeni. Belki videolarını görmüşsünüzdür. Bir pozitiflik abidesi, benim gibi bir istifçiyi bile çalışmasını seyrederken mest ediyor.

Birkaç temel prensibi var, aklıma yatanları paylaşayım.

Eskilerden, kullanılmayan eşyalardan kurtulmaya çalışanların ilk hissettiği duygu yılgınlıktır herhalde. Genelde topyekün girişmektense ufak ufak dokunuşlar yapmaya çalışırız. Kondo işe yarayan tek yöntemin bunu bir seferde yapmak olduğunu söylüyor. Çünkü bunun için motivasyonu uzun süre korumak mümkün değil. Eğer işi uzun süreye yayarsanız, duygusal açıdan başedemezsiniz.
Vermeniz gereken sırasıyla iki karar var; önce bir şeyi atıp atmamak ve sonra atmadıklarınızı nereye yerleştireceğinize karar vermek. Bu ikisinin de hakemi sizsiniz, kolay bir formül yok, düzen anlayışı çok kişisel bir konu.

Kurtulmaktan bir odadan başlamayın, kategoriden başlayın. Eğer aksini yaparsanız aynı kararları tekrar tekrar almanız gerekecek. Kondo kategorileri sıraya sokmanızı tavsiye ediyor, bugün giysiler, yarın kitaplar, gibi. Yani evdeki (kendinize ait) bütün giysileri bir araya toparlayın, oda oda değil. Sonra da kesintisiz olarak kurtulma işine odaklanın, nereye koyacağınız sonraki konu, ona girerseniz bölünürsünüz, sürdüremezsiniz.

Peki ayırma için kriterimiz ne? Bu giysiyse örneğin ilk soru tabii hala üzerinize oluyor mu? İkincisi son bir yılda hiç giydiniz mi? Sonuncusu ise dokunduğunuzda, baktığınızda içinde bir sevinç kıvılcımı yaratıyor mu? Bu testin bütün sorularından geçiyorsa tutuyorsunuz, yoksa kenara ayırıyorsunuz. Hala zorlanıyorsanız o giysinin hayatınızdaki rolünü gözden geçirin, neden hala ihtiyacınız var. Belki de görevini artık tamamlamıştır.

Özellikle bu sevinç yayma sinyali önemli, bu sayede sadece size kendinizi iyi hissettirecek bir stil sahibi olmuş oluyorsunuz.

Bunu hayatınızdaki bütün kategorilerde deneyebilirsiniz, sadece en zorundan başlamayın (manevi değeri olan kişisel eşyalar, fotoğraflar gibi).

Yalınlaşmak iyidir, bu sizi olduğunuzdan değersiz yapmaz.

Faydalandığım makale:
https://fs.blog/the-life-changing-magic-of-tidying-up/

Tartışmaya katılın