Başarıdan pay

Anti-CEO Hamdi Ulukaya’nın halka açılma başvurusu için Amerikan sermaye piyasası kuruluna başvurduğu yazıldı. Ancak yine dudak uçuklatan bir paket açıklamış 2000 çalışanı için. Şirketin değerinin %10’unu kadar bir parayı çalışanlarına dağıtmayı vadetmiş. Bu ortalamada 150,000 dolar yapıyor. Ancak çalışanlar kıdemine göre pay alacağı için bazılarının milyon dolar alması işten değil gibi görünüyor.

Bu cömertliğin yanından geçmez ama beni çok etkileyen bir fikri anmadan geçemeyeceğim.  

1994 yılında Nielsen’da çalışmaya başlamıştım, televizyon ölçümleri yapıyordu o zaman Amerikan şirketi olarak. Sonra o zamanki adıyla Zet Nielsen’e geçtim perakendeci ölçümünde müşteri temsilcisi olarak.

1996 yılında Nielsen bağlı olduğu holdingden yani Dun & Bradstreet’ten ayrılarak kurucusu Arthur Charles Nielsen’a ithafen ACNielsen adıyla NYSE’ye kote oldu. Bu bağımsızlığı kazanmanın şerefine Aralık ayının ilk haftası “ACNielsen Day” olarak kutlanmaya başlamıştı. Şirket dışında bir yere gidip hem yılın değerlendirmesi yapılıyor hem de eğleniliyordu. Hatta bunun ilkinde “Success Shares” adıyla bir uygulama başlatmış ve çalışanlarını dahil etmişlerdi. Bu bence muazzam bir fikirdi; o gün diyelim hisse 25 USD’dan işlem görmeye başlamışsa, şirket değeri arttıkça aradaki farkı çalışan prim olarak alabilecekti, tabii bir defaya mahsus olarak. Tam hatırlamıyorum ama diyelim herkese 100 hisse verdilerse, hisse 30 dolara çıkarsa 500 USD “başarı hissenizi” paraya çevirebilecektiniz. Bu alışılmamış teklif o zaman bana o kadar değerli gelmişti ki, onu aldığım andan itibaren bozdurmayacağımı biliyordum, gayet de güzel gerçek bir hisse gibi basılmıştı, üzerinde isminiz yazıyordu. Ayrılırken bile bozdurmamıştım da. Şirket hissedarı hissetmeye en yakın şey, maddi değerini aşan bir manevi değeri vardı sanki. 30 yıl önce gittiğim sinema biletini bile saklayan ben, nasıl olduysa onu bulamıyorum, artık nereye girdiyse.

Ulukaya’nın bu inisiyatifleri hala istisna olsa da haberlerden anladığım kadarıyla bunu benimseyen çevreler de çıkıyor. Dünyanın üçüncü büyük girişim sermayesi şirketi KKV yöneticisi Pete Stavros da bu yöntemi uygulayan ve çalışanın işine sahip çıkmasının en etkili yöntem olduğunu keşfedenlerden. Bizde de Nevzat Aydin’ın (Yemeksepeti) ve Modanisa’nın benzer girişimleri olmuştu. Artık uzatmaları oynayan mevcut Kapitalist sistemin yeni versiyonunda daha da yaygınlaşmasını umuyorum.

Tartışmaya katılın

Okumaya devam edin