TÜSİAD’ın Genel Kurulu’nda Ömer Aras ve Orhan Turan’ın konuşmaları gündeme bomba gibi düştü. İki saatlik kaydı izledim, 45inci dakikadan sonraki panel daha da ilginç ayrıntılar barındırıyor.
Ceza Hukuku profesörü Adem Sözüer’in konuşmasından Ernst Fraenkel’in 1941 yılında yayınladığı Nazi Almanyası’nı tanımladığı “İkili Devlet” adlı kitaptan bu şekilde haberim oldu. Kitabın tanıtım yazısında şöyle anlatılıyor, ikili devlet kavramı: “Bir yandan, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyan, -en azından “kitabına uyduran”- norm devleti. Diğer yandan, siyasi icaplara göre verdiği keyfî kararlarla yöneten ve herhangi bir normla kendini bağlı saymayan imtiyaz devleti. İkili devlet, bu iki sistemin yan yana var olduğu bir rejim.”
Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk de Orta Doğu’da onlardan farklı olmamızla bölgede istikrarı temsil etmemiz nedeniyle müslüman olup bir demokratik cumhuriyet kurmamız nedeniyle öne çıktığımızdan ancak bu konumumuzdan uzaklaştığımızı düşündüğünü söyledi.
Bunlar oldukça sert ve karamsar ifadeler. Fakat ne oldu da kral çıplak noktasına geldik?
Hiç alakası yokmuş gibi görünse de, Galatasaray-Adana Demirspor karşılaşmasında tartışmalı bir penaltı kararı sonrası takımın sahadan çekilmesi, ülkenin içinde bulunduğu gerginliği daha net anlatıyor bence. Bu haksız verilen ilk penaltı kararı değildi, sonuncu da olmayacak. Ben kendimi bildim bileli hakem kararları tartışılır, spor programı formatıdır bu Türkiye’de. Ama takımın sahadan çekildiğini ilk defa görüyorum. Bu nasıl bir tükenmişlik, burasına gelmekliktir!
TÜSİAD sahadan çekilemez tabii, öte yandan Sarı Öküzü vereli çok oldu. Perspektif 2025 adlı raporlarını da okudum, çok güzel, denemedim ama ChatGPT’ye de sorsak aynısını yazardı sanırım.
Sorun şurada; o rapordakilerin hepsinin muhatabı iktidar! Bunları, bunları yapın! Eee, zaten hükümet sizinle aynı fikirde değil ki, kendi bildiğini yapıyor. Ben TÜSİAD’dan şunu beklerdim: Biz şunları, şunları yapacağız! Mesele onu bulmak, onu söylemek.
Muhalefet ise erken seçim çağrısı yapıyor. Daha etkin yapılabilir mi? Henüz bir sonuç alamadıklarına göre öyle olsa gerek.
Başka bir yol var mı? Bence yok! Olamaz.
Herkes tespitini söylesin, önerilerini dile getirsin, tartışılsın ama kendi payına düşenleri bulsun, yapsın!





