Bu günlerde çoğumuz yollardayız ya bir tatil beldesine ya memlekete gidiyoruz. Biz de bu hafta başında yazlığımıza geldik.
Yolda genelde orta şeritten 120-130 arası seyrediyorum, bazen daha ağır giden araçları sollamak gerekiyor. Sola geçtiğim anlarda bazen 500m uzaktan bir Alman markasının selektörlerle kopup geldiğini görüyorum. Çok eskiden bu had bilmezliğe karşı ya ağırdan alır, ya da yol verip hemen arkasına geçer selektörle karşılık verirdim. Şimdi yine rahatsız oluyorum ama hiçbirini yapmıyorum. Benim sol şeridi işgal etmek gibi bir niyetimin olmadığını bilmeyebilir, gerçekten acil bir durum olabilir… Gerçi şehir içinde olsak neyse ama İstanbul-İzmir otoyolunda oldukça düşük bir olasılık, her ne ise bunun günümün mahvetmemesi gerektiğine dair en ufak bir şüphem yok.
Bu kelle koltukta seyahatin (zira ne yollarımız, ne arabalarımız, ne şöför eğitimimiz buna müsait) manasını anlamıyorum, İstanbul’dan Çeşme’ye şu kadar saatte gittik havasını atmanın dışında. Ama aslında alınan risk inanılmaz, saatte 180’le giderken yoldan çıkmanın veya bir tırın altına girmenin telafisi yok. Bu kadar şanslı olduğunu düşünüyorsan niye piyango bileti almıyorsun, paşa paşa arabanı sürmüyorsun?
Davranış bilimini güzelce uygulayan ve anlatan reklamcılardan Rory Sutherland’in paylaşmaktan bıkmadığı güzel bir örneği vardır. Speedometer-Paceometer perspektifi.
Hepimiz hız ölçere aşinayız. Eşit aralıklarla dizilmiş partisyonlarla mil veya km cinsinden, saatte ne kadar hızla ilerlediğimizi gösteren gösterge, aracın “kaç bastığı”.
Dışarıdaki sarı gösterge ise 10 mil’i kaç dakikada aldığımız. Yani saatte 50mil (80km) hızla gidiyorsak, 10 mili (16km) kat etmemiz 12 dakika alacak.
Fakat burada gördüğünüz gibi aralıklar eşit değil. Saatte 130km hızla gitmek (7.5 dakika) yerine 160’la gitmek bize sadece 1.5 dakika kazandırıyor. 160 yerine 190’la gitmek ise 1 dakika. Ama bu hızlara çıkmanın artan riskini düşünün! Bu kadar az kazanç için bu riskleri almaya değer mi? Artan benzin sarfiyatından söz etmiyorum bile. Şehre girerken yoğunluktan veya trafik ışıklarında kaybettiğiniz zamandan da…
Bir çok kararı bilgiyi bize sunulduğu şekilde alarak akıllıca kullanamıyoruz. Markette bir ürünü alırken de böyle (ambalajlar arası karşılaştırmada adet fiyatına değil kg veya lt fiyatına bakmamak gibi) arabayı sürerken de. Sizce arabalarda kaç bastığı değil de 100km’yi kaç dakikada kat edeceği yazsa insanlar gaza basma konusunda daha az tahrik olur muydu?






