Yaratıcı Dramanın üç özelliği

Temmuz 2019’da başlayan Yaratıcı Drama yolculuğum ilk durağına ulaştı. 320 saatlik kursu, projemi teslim edip, Milli Eğitim’in Ankara’daki yazılı sınavını geçip Yaratıcı Drama Eğitmeni / Lideri unvan ve yetkisi almaya hak kazandım.

Jobs’un dediği gibi “Hayatta noktaları sadece geriye doğru birleştirebilirsiniz”. Bundan 4 yıl önce yaratıcı dramadan haberim bile yoktu. İnovasyon ve sorun çözme konusunda danışmanlık ve fasilitatörlük yoluna çıkarken hiç böyle bir planım yoktu. Yaratıcı Drama da bir anlamda bana tasarım odaklı düşünme okumalarımın bir hediyesi. Bir yerde karşıma Mindhatch’in bir videosu çıktı. Sonradan Değer Yaratmanın Formülü podcastinde ağırladığım Coonoor Behal şirketlerde yaratıcılığı ön plana çıkarıp sorunları çözmek için tasarım odaklı düşünme, applied improv (uygulamalı doğaçlama) ve inovasyon fasilitasyonunu nasıl birleştirdiğini anlatıyordu. Bu çok aklıma yattı ve hemen araştırmaya başladım. Uygulamalı doğaçlamanın en yakın çalışmasının Türkiye’de yaratıcı drama olduğunu tespit ettim ve bir arkadaşımın yönlendirmesiyle Çağdaş Drama Derneği İstanbul Şubesi’nin yolunu tuttum.

İleride daha çok paylaşım yapacağım ama bence yaratıcı dramanın şirketlerde inovasyon konusunda kullanılmasını çok anlamlı kılan üç özelliği var. İlki ekibin birbiri ile mesafesini azaltıyor ve kaynaştırıyor. İkincisi perspektif kazanmayı, yani konuya başkalarının açısından bakmayı kolaylaştırıyor. Son olarak da doğaçlama pratiği yaptırarak, belirsizliklerle baş etmesini, yeni yollar bulmayı deneyimletiyor. Madem tatilden geldik şöyle bir benzetme yapayım. Hani su soğuk diye denize girmeye tereddüt eden arkadaşınız var diyelim. Onu biraz “ıslatırsanız” geri adım atmasını önler, girmesini kolaylaştırırsınız ya, yaratıcı drama da yaratıcılık için bunu sağlıyor bence. Bir kere bu kabiliyetinizi “paketinden” çıkarıp denediğinizde artık kullanacak yer arıyorsunuz. 😊

Tartışmaya katılın