İstikrar her şeyi çözer mi?

Bir içerik üreticisi ve topluluk yöneticisinin muhasebesi

2020’nin ortasından itibaren burada iki üç yıl boyunca hafta içi her gün düzenli yazdım. Temmuz 2021’de burada bir anket yapmıştım. “İçeriklerime ilginizi öğrenebilir miyim?” diye. O zaman 10,000 kadar takipçim varmış, 185 kişi yanıtlamış. Lnkdn dışındaki faaliyetlerimi bilmeyenler yanıt verenlerin yarısına denk geliyormuş.

İki hafta önce anketi yenilediğimde 4.5 katı takipçim olmasına rağmen sadece 81 kişi oy vermiş. Sanıyorum anketi daha fazla seviyor, destekliyormuş platform. Sonuçlar da biraz farklılaşmış, bu kez kitap ve diğer kulüplerini de katmıştım, onları da bilenler %42’ye ulaşmış.

Bana ne söylüyor bu sonuçlar:

Podcast’in ağırlığı kulüplerden sonra azalmış. Kulüpler daha fazla değer sağlıyor olmalı, dolayısıyla etkisi daha yüksek. Podcast acaba miadını dolduruyor mu? Podcastim 7 yılını dolduracak, ilk yıllarda hızlı bir yükselişten sonra son yıllar plato yaptı. Sanki genelde en başarılı podcastler solo olanlar gibi geliyor bana. Ardından söyleşiler geliyor. Ben ise ağırlığı kitap ve sinema kulüplerinin kayıtlarına verdim son dönemde. Podcast dünyasında pek rastlanmayan bir format, daha çok Clubhouse gibi veya panel gibi. Nadiren ben de solo bölüm yayınlıyorum. Acaba bu akışı korumalı mıyım?
Hiçbir destekte bulunmuyorum, Instagram veya burası üzerinden. Oysa epey bir kütüphane oluştu, yapay zeka sayesinde çok içerik de çıkarabilirim, (tabii sadece ses olması da bir hendikap) ama uğraşmaya değer mi?

der ya (değer yaratmanın topluluğu) Kitap, Sinema ve Dijital Akıl kulüplerim ise kendi ritminde devam ediyor, en eskisi 6 yılına yaklaştı. Orada da kağıt üstünde ikibin üyemiz var. Kitap kulübümüz her ayın son Çarşamba’sı, sinema kulübümüz her ayın 15’inde, akşam 9’da dünyanın neresinde olursak olalım bağlanıyoruz. Dijital Akıl Kulübü de teknik konularda birçoğumuzun başvuru adresi. Topluluklar çok önemli, çünkü birebir iletişim büyük bir değer yaratabiliyor. Moderasyonu çok sınırlı tutuyorum, insanları meşgul etmeden sadece gerekli hatırlatmaları yapmakla yetiniyorum ve paylaşıma alan açmaya çalışıyorum.

Pusula Takımı ise der ya’nın özü ve topluluğa yön veren bir çekirdek yapı. İletişim ağırlıkla whatsapp grubu üzerinden yürüyor. En başta “circle” topluluk platformunu kullanıyordum, Türkiye’de ilklerden biriyimdir, ama kısıtlı aktif kullanıcı nedeniyle ona da son verdim. Ama hep içimde bir ukte ve bunu yapabilen yabancılara imreniyorum, sanki sosyal medya platformu gibi insanlar farklı konularda etkileşimi bu platformlar sayesinde yürütebiliyorlar, çok işlevli bir forum gibi. Asıl ihtiyacın da bu olduğunu biliyorum, “bozulan” sosyal medyaya alternatif, güvenilir, korumalı ve yüksek değerli bir sosyal kanal.

Benim bir sonraki hedefim ise insanların “kendi yönetim kurullarını” (mastermind group) oluşturabilecekleri bir ortam yaratmak. Bunun da zamanı gelmedi sanırım. İnsanlar etkileşime bu denli kapalı olduğu sürece bu çok niş bir ihtiyaç olarak kalacak korkarım. Ne dersiniz?

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın