Yapay zeka devrimi

Son birkaç haftadır yaz moduna geçtiğim için epey yazı birikti. Çeşme’den cırcır böcekleri eşliğinde yazıyorum şimdi. Bugün ve yarın yapay zeka üzerine katıldığım iki etkinlikten kısa notlarımı aktaracağım.

Global IT International FlowX Summit’te Agentic AI çağında yeni iş gücünü ele aldı.

Sevgili lisedaşım Burak AKUSTA yapay zeka konuşulurken her seferinde aynı önemli noktanın altını çiziyor: Kendi lisanımla söylersem; yapay zekayı süreçlere entegre etmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değil. Böylesi bir verimlilik arayışının katkısı çok sınırlı olur. İşleri, süreçleri ve operasyonel modelleri sıfırdan yapay zeka merkezde olacak şekilde kurgulamalı.

Google Cloud AI Tech Lead Emrah METE de yapay zekanın katlanarak hızla geliştiğine dikkat çekti. Şu sınıflandırmayı ilginize sunmak istedim:

Agentic Networks: Tek bir yapay zeka asistanı yerine, belirli görevlerde uzmanlaşmış birden fazla yapay zeka ajanının (AI Agent) birbirleriyle otonom şekilde konuşarak, iş birliği yaparak karmaşık problemleri çözmesi.

Creative Revolution: Yapay zekanın sadece metin yazmakla kalmayıp; yüksek kaliteli sinematik videolar, 3D modeller, profesyonel müzikler ve sanat eserleri üreterek yaratıcı endüstrileri tamamen dönüştürmesi.

Physical AI: Yapay zekanın dijital dünyadan çıkıp fiziksel dünyaya entegre olması. İnsansı robotlar, otonom araçlar gibi.

Multimodal Reasoning: Yapay zekanın metin, ses, görüntü ve videoyu aynı anda, tıpkı bir insan gibi algılayıp bunlar arasında mantık ilişkileri kurarak karmaşık kararlar verebilme yeteneği.

Employee AI Fluency (Çalışanların Yapay Zeka Okuryazarlığı): Şirket çalışanlarının yapay zeka araçlarını sadece bilmesi değil, günlük iş süreçlerinde birer iş ortağı gibi akıcı ve verimli bir şekilde kullanabilme becerisi.

Bu sonuncusuna Global IT’nin geliştirdiği “weoll” çok iyi bi örnek oldu bence. Bundan 30 sene kadar önce Excel’in macro’sunu büyülenerek keşfetmiştik. Şimdi ise bir çalışan sürekli tekrar ettiği bir süreci buradaki araçlarla bir yapay zeka uygulamasına dönüştürebilecek. Bu gerçekten bir devrim. Hatta diğer çalışanlar da buradaki kütüphaneden bunları kullanabilecekler. Ya da en azından ben öyle anladım.

Yaşadığımız bir evrim değil devrim! Çalışma hayatına eski zihniyetle yaklaşmak bunu devrimi ıskalamak olur. Bu alanda verilen duyduğum en iyi örnek; buhar motoru döneminde, tüm fabrikaya güç veren tek bir devasa motor varmış ve bu güç, tavanlardaki karmaşık mil ve kayış sistemleriyle tezgahlara aktarılırmış. Bu yüzden tüm makineler motorun etrafına sıkışık şekilde dizilmek zorundaymış.

Elektrik ilk geldiğinde, mühendisler eski alışkanlıkla buhar motorunu söküp yerine sadece büyük bir elektrik motoru koymuşlar; yani mimariyi hiç değiştirmemişler. Asıl devrim, elektrik motorlarının küçültülüp her makinenin içine ayrı ayrı yerleştirilmesiyle (bir kabulün yıkılmasıyla) gerçekleşmiş. Böylece fabrikalar kayışlardan kurtulmuş, yatay ve verimli montaj hatlarına geçilmiş. Burak’ın bahsettiği yeniden tasarım bu olsa gerek.

Bunu paylaşın
Tartışmaya katılın