Ah ah ah! Yapay zekaya bir post yazdırmak dopaminlerimizi roketliyor. “Ne de güzel yazdı kerata” diyoruz. “Yahu eskiden şöyle bir yazı yazmak bir saatime mal oluyordu, şimdi tek tuşla saniyesinde çıkardı” diye düşünerek keyifleniyoruz. İkinci defa okumadan post’a basarsak bu duygularla kalabiliriz. Ama sonra her okuyuşunuzda bir şeyler gözünüze batmaya başlıyor: “Ben onu öyle demezdim”, “iyi bir buluş ama çok yapay ifade edilmiş”, “dur yahu, benim daha iyi bir örneğim var” demeye başlıyorsunuz. Ben bu cazip tembelliği epey geride bıraktım. Hiç faydalanmıyorum demiyorum ama baştan sona yazı yazdırmıyorum. Bazı kaynaklardan derleme yaptırabiliyorum ama sonunda kendim nasıl yazacaksam öyle yazıyorum.
Kendi yazılarımı bazen onunla paylaşsam da onun benim gibi yazabileceğine de ihtimal vermiyorum. Ne de olsa ben sadece yazılarımdan ibaret değilim!
Ve şu aşağıdaki kalıpları başka yazılarda görürsem acayip soğuyorum, bazen kendimi zorluyorum okumaya devam etmek için, belki bir yerinde yazara ait bir çekirdek fikir vardır, kaçırmayayım diye diyagonal bir okuma yapıyorum çarçabuk. Ama şimdiye kadar pek yanılmadım, yazı nasıl başlıyorsa öyle bitiyor, kalemi kimse yapay zekadan almıyor.
…asıl soru…
….İşte o an…
…tam da bu…
…değil… (bir postta en az 4 defa)
Ben bir makalede veya sosyal medyada kitabi bilgi değil, kişisel deneyim ve görüş okumak istiyorum. Yapay zekaya rapor yazdırın, analiz yaptırın, vibe coding’le kendi işlerinizi görecek program yapın ama zorda kalmadıkça resim ürettirmeyin, hele blog/post yazısı yazdırmayın, fikirlerinizi yavanlaştırmayın, sıradanlaştırmayın! Çünkü bunlar duygu istiyor, yapay zeka bunu sadece taklit edebiliyor. Lafı da sakız gibi uzatıyor, iki paragrafta anlatılacak konuyu destana çeviriyor.
En son geçenlerde köklü bir kolejin amblemini değiştirmesi üzerine yayınladığı yazıda kullanıldığını gördüm. Amblem değişikliğinin gerekçesi ve tanıtımının yapay zeka ile yazdırıldığına kalıbımı basarım. Olağan şüpheli “—” çizgileri kaldırmaya bile zahmet etmemişler.
Buradaki samimiyet eksikliğini nasıl kapatacağız? Bir kurum nasıl kendini ifade etmeyi bir yapay zekaya, algoritmaya bırakabilir? Bunu ben neredeyse saniyeler içinde anlıyorum. Bu sezgi yayılınca ne olacak? Eskiden çağrı merkezleri bizimle bir robot gibi konuşurdu, ne kadar rahatsız ediciydi, basmakalıp sözleri tekrar ediyorlardı, artık yavaş yavaş empati sergiliyorlar. Bu yapay zeka hitabından ne zaman kurtulacağız?
Yapmayın, yapay zekanın kolaylığına, cazibesine kendinizi kaptırmayın. Düşüncelerinizin yansımasını değil aslını gösterin! 😏





