Resim: ThisisEngineering RAEng / Unsplash

Muhalefet etme yükümlülüğü

Bir meslektaşınızdan yaptığınız iş hakkında geri bildirim almak hoşunuza gider mi?

Belgin Hoca’yla Pazartesi günü Değer Yaratmanın Formülü | Podcastinde yayınlanan söyleşimizde başkanlığını yürüttüğü TED Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde hayata geçirdikleri projelerden konuştuk.

Öncelikle Belgin Hoca daha önce farkına varmadığım bir konunun altını çizdi. TED’in sahip olduğu 45 okul, TED Üniversitesi için çok değerli bir gözlem ve deney fırsatı sunuyor. Aynı bir tıp fakültesinin hastaneye sahip olması gibi. Size “Tam Destek” isimli projeden bahsetmek istiyorum. Öğretmen eğitiminde bütün dünyada yaşanan sorunların başında eğitimin teori ağırlıklı olması nedeniyle, öğretmen adaylarının mezuniyet sonrasında pratikte karşılaşılan sorunlarla başetmekte zorlanmaları geliyormuş. Tam Destek projesinde deneyimli öğretmenlerle üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerini eşleştirip “team teaching” yapmalarını sağlıyorlarmış. Birlikte derslere girip, ellerindeki program ve malzemeler ışığında ders tasarımını yapmalarını istiyorlarmış. İkinci sınıf öğrencilerine gözlem yaptırıyorlar; öğretmen açıklamaları nasıl yapıyor, öğrenciler anlamazlarsa ne yapıyor, tahtayı nasıl kullanıyor vb gibi kendilerine notlar almalarını istiyorlar. Bu gençler de üç ve dördüncü sınıflara geldiklerinde sürece takım çalışmasında katılıyorlar. Muazzam bir sistem değil mi?

İş hayatını düşünüyorum. Kurumlarda bu pratik pek yok, yani stajyer olur ama bu seviyede ondan faydalanıldığını pek görmüyorum. Başka departmanlarla ise işbirliği en asgari seviyede genelde. Ben senin işine karışmayayım, sen benim işime karışma. Üretim başka çalışanların üretim sahasına inmesinden hoşlanmaz, satış pazarlamanın sahaya inmesini hem ister, hem de indiğinde fikir beyan etmesinden haz etmez, pazarlamacılar da tabii satışın kampanya tasarımına karışmasına bozulur. Bu söylediklerim belki kötü örnekler umarım siz karşılaşmıyorsunuzdur bunlarla. 😌

Bu işin bir tarafı, yani paydaşı olduğunuz konuda görüşünüze başvurulması. Bir de ast üst ilişkisi boyutu var, TED projesinde olduğu gibi. Çoğu şirkette üstünüzle uyumlanmamak büyük sorun (ast için tabii). Hep örnek verdiğim McKinsey prensibi var “obligation to dissent” yani muhalefet etme yükümlülüğü. Her seviyedeki çalışanın üstlerine karşı böyle bir sorumluluğu var, bunu yapmayanı tutmuyorlar. Çünkü bu danışmanlık şirketinin yapacağı hata müşterinin zararına olur, bu da herhangi bir partner’in ya da kıdemli danışmanın egosundan çok daha önemlidir. O yüzden şirketin önerileri her açıdan teste tabi tutulmalı, bir junior bile partnere itiraz edebilmeli. Tabii kültür böyle olunca bundan gocunan olmaz, gocunan da orada durmaz.

Sizin şirketinizde (veya siz) kararlar(ınız) ne ölçüde astların görüşleriyle harmanlanarak veriliyor (veriyorsunuz)?

Tartışmaya katılın