Şiddetsiz ipek

Şiddetsiz ipek türünü duymuş muydunuz? Ben yeni öğrendim ve insanoğlunun bir açgözlü vurdumduymaz gaddarlığına daha şahit oldum.

Pazartesi günü Kale Grubu‘nun, kurucusu merhum İbrahim Bodur’u anmak ve değerlerini yaşatmak için Müze Gazhane’de düzenlediği, gençler ve sosyal girişimcileri bir araya getiren ‘’Hayata Değer’’ buluşmasındaydım, Sevgili Rana Birden‘in davetiyle.

Etkinlikte paneller, atölyelerin yanı sıra bir de pazar yeri kurulmuştu. Ekodoku Kooperatifi standında Esra Hanım’la (Üzel) ile bir an göz göze geldik, “gelin size anlatayım” dedi, sanki benim sonradan size anlatacağımı bilmiş gibi…

Tezgahta çok zarif şallar, fularlar bir de ipek kozaları var. Bu kumaşlar yine yumuşak ama hiç bildiğimiz parıl parıl ve pürüzsüz ipeğe benzemiyor. Çünkü hiçbir doğal olmayan işleme tabi tutulmuyorlar, ham halinde bırakılıyorlarmış. Benim yaşımdakiler çocukken ilk okul projesi olarak ipek böceği beslemişlerdir herhalde. Bilirsiniz sadece dut yaprakları ile beslenirler ama bir şey daha öğrendim, meyve vermeyen dut ağaçlarının taze yaprakları ile beslenirlermiş. Gel de doğanın seçimine şapka çıkarma.

İpek böceklerinin yaşam döngüsü yumurtadan çıkan 3mm boyundaki minik tırtılla başlıyor, bir ay sonunda 8 cm kadar geliyorlar. Sonra tırtıl ağzında yer alan bir salgı bezinden incecik bir lif salgılamaya başlıyor. 3-8 gün süreyle yaklaşık 300.000 kez dönerek, hiç durmadan, adeta bir dokuma tezgâhı gibi, başını sağa sola sallayarak, ürettiği lifle kendi etrafını saran bir koza örüyor ve içinde uykuya dalıyor. Yaklaşık on gün süren bir uyku boyunca başkalaşıma uğruyor, bir kelebeğe dönüşüyor, kozasını aralayıp, ipek liflerini dışarıya doğru itip dışarı çıkıyor. Sonra neslini sürdürmek için eşini arayıp, buluyor, çiftleşme sonrasında yumurtalarını bırakyor ve bir süre sonra ölüyor. Bıraktığı yumurtalarla aynı yaşam döngüsü tekrarlanıyor. Bu nedenle sembolik resim sanatında kelebek ölümsüz ruhu temsil ediyormuş.

İşte kullandığımız ipek bu kozadan elde ediliyor. Bir koza 500 metre kadar ipek iplikten oluşuyormuş.

Ama o kullandığımız ipeklerin tamamına yakını “bu” kozalardan, yani kelebeğin delip çıktığı kozalardan üretilmiyor, “böcek boğma” adı verilen işlemle, yani kelebek içindeyken kozaların kaynar suda haşlandığı veya yüksek ısıda fırınlandığı kozalardan üretiliyor, niye? Çünkü onlar delinmediği için işlemesi daha kolay, makineyle de yapılabiliyor. Kelebeklerin terkettiği kozalar ise 4 kat daha fazla emek istiyormuş. İşte bu yöntemle elde edilen ipeğe “şiddetsiz ipek” deniyor.

Size belki şiddet gibi gelmemiş olabilir, nihayetinde bir böcek değil mi? Peki 4 kat zahmetsiz, çabuk ve çok üretmeye ihtiyaç var mı? Herkesin gardrop dolusu kıyafeti olmasa, az ama kaliteli, bu ipekler gibi iklimlendiren giysileri olsa , yazın serin, kışın sıcak tutan, aynı zamanda terletmeyen. Daha çok insan emek verse, iş imkanı yaratılsa, daha pahalıya satılsa ama karşılığını satan da müşteri de alsa, kelebekler de uçsa, daha iyi olmaz mı?

Tartışmaya katılın

3 yorum

Okumaya devam edin