Yulia Stark ile İnovasyonun Arkasındaki Bilim

Bu bölümde iş hızlandırıcısı, seri yatırımcı, akış fasilitatörü, yazar ve konuşmacı Yulia Stark  ile geçtiğimiz hafta yayınladığım söyleşinin bir özetini paylaşıyorum.
Malum yaratıcılık inovasyonun anahtarıdır ve Yulia yaratıcılığın bir beceriden ziyade bir ruh hali olduğunu iddia ediyor. Mihaly Csikszentmihályi tarafından adlandırılan, insanların bir takım zorluklara çözüm getirmeleri ile sonuçlanan, zevk aldıkları bir aktiviteye odaklandığı ve dahil olduğu “akış” hakkında konuştuk. Yulia, akışın arkasındaki kimyanın yanı sıra akış tetikleyicilerini ve bozanlarını da açıkladı. Özellikle akışı bozan durumları  dinlerken, iş veya ofis ortamında yaratıcılığı neden geliştiremeyeceğimizi şaşırmamak gerektiğini de fark edeceksiniz.
Kişinin akış halini nasıl keşfedebileceği ve takım çalışması sırasında akışın nasıl elde edilebileceği hakkında da ipuçları verdi.
Yulia son olarak dinleyicileri ilham almak ve bir değişiklik yapmak için benzer fikirli kadınlardan oluşan güvenli bir ortam olan Avrupa Kadınlar Birliği’ne katılmaya davet etti.

European Women Association (EWA) web sitesi:
https://www.ewaecosystem.com/

Yulia’nın Linkedin Profili:
https://www.linkedin.com/in/yulias/

Dinlemeye başlayın

Bu bölümde iş hızlandırıcısı, seri yatırımcı, akış fasilitatörü, yazar ve konuşmacı Yulia Stark  ile geçtiğimiz hafta yayınladığım söyleşinin bir özetini paylaşıyorum.
Malum yaratıcılık inovasyonun anahtarıdır ve Yulia yaratıcılığın bir beceriden ziyade bir ruh hali olduğunu iddia ediyor. Mihaly Csikszentmihályi tarafından adlandırılan, insanların bir takım zorluklara çözüm getirmeleri ile sonuçlanan, zevk aldıkları bir aktiviteye odaklandığı ve dahil olduğu “akış” hakkında konuştuk. Yulia, akışın arkasındaki kimyanın yanı sıra akış tetikleyicilerini ve bozanlarını da açıkladı. Özellikle akışı bozan durumları  dinlerken, iş veya ofis ortamında yaratıcılığı neden geliştiremeyeceğimizi şaşırmamak gerektiğini de fark edeceksiniz.
Kişinin akış halini nasıl keşfedebileceği ve takım çalışması sırasında akışın nasıl elde edilebileceği hakkında da ipuçları verdi.
Yulia son olarak dinleyicileri ilham almak ve bir değişiklik yapmak için benzer fikirli kadınlardan oluşan güvenli bir ortam olan Avrupa Kadınlar Birliği’ne katılmaya davet etti.

European Women Association (EWA) web sitesi:
https://www.ewaecosystem.com/

Yulia’nın Linkedin Profili:
https://www.linkedin.com/in/yulias/

Merhaba Ben Mete Yurtsever, Değer Yaratmanın Formülü podcastinin ev sahibiyim. Geçtiğimiz hafta Yulia Stark’la yaptığımız söyleşiyi yayınlamıştım. Bugün de söyleşimizin Türkçe özetini sizinle paylaşıyorum. Kendisini bir konferansta dinledim, inovasyonda yaratıcılığın rolü ve akışta olmak üzerine bir konuşması vardı, tam da bizim podcastimizin konularıyla örtüşüyordu, ben de podcastime davet ettim, sağolsun zaman ayırdı ve katıldı, gıyabında teşekkür edeyim.

Yulia Stark yatırım bankacısı olarak kariyerine başlıyor, şu anda ise bir çok şapkası var ama hepsi, bir ekosistem aracılığıyla sosyal etki yaratmaya dayanıyor. Kadınların iş hayatında güçlenmesi amacıyla kurulmuş European Women Association’ın başkanlığını yürütüyor.
Femininity and Business adlı bir akademisi var, kadınların fikirden işe geçmelerini destekleyen çevrimiçi bir platform, eğitim, mentorluk dahil olmak üzere bütüncül bir yaklaşıma sahip.

Dolayısıyla kadının güçlendirilmesi ve toplum inşası konusunda uzmanlardan biri ve aynı zamanda Doğu ve Batı arasında köprü kurmayı hedefliyor.

Sonuç olarak, kendisini bir iş hızlandırıcısı, bir seri girişimci, akış kolaylaştırıcı, yazar ve konuşmacı olarak tanımlıyor.

Yaratıcılık hepimizin doğuştan getirdiği ve çoğaltabileceği bir yetenek. Ama kendisine uygun bir ortam arıyor.  Yaratıcılığı, eski bir fikri alıp onu bir içgörü ile birleştirip, zeginleştirerek yeni bir sonuç elde etmek olarak tanımlıyor, zira tümüyle yepyeni bir şey ortaya çıkarmanın pek olası olmadığını söylüyor.

Öte yandan insanlar yaratıcı veya analitik gibi yaftalanıyorlar, halbuki herkesin beyninde bu yetkinlikleri kullanırken çalıştığı gözlenen bölgeler var, sadece bunlardan birini kullanmayı seçiyoruz, öbürü için uğraşmayı bırakıyoruz. Yani bu kabullenmemiz gereken bir durum değil ancak biraz gayret göstermemiz gerekir.

Flow, akış, genellikle sevdiğimiz bir aktiviteyi yaparken girdiğimiz ruh hali (state of mind) olarak tanımlıyor. Böyle bir anda zamanı unutuyoruz, kendimizi yaptığımız işe veriyoruz, engel tanımıyoruz. Aslında böyle anları hepimiz biliyoruz ama yapmamız gereken bunu iş hayatında da nasıl devreye alabileceğimizi bulmak.
Ben kendimden örnek veriyorum her sabah duşun altına girdiğimde sanki bir şalter açıyorum, uğraştığım sorunlarla ilgili mutlaka bir iki yepyeni fikir ile çıkıyorum. Bu akış mıdır diye soruyorum. O da duş almanın böyle bir anlam taşıyabileceğini zihnimi temizlemek gibi bir bağ kuruyor olabileceğimi, muhtemelen huzur bulduğumu söylüyor. Ama bundan faydalanmak için bu bulduğum huzur ve odaklanmayı hemen çıkar çıkmaz başka birşeyle engellenmeden, bölünmeden 60 dakika boyunca oturup üretim halinde olmamı tavsiye ediyor.

Arkasındaki beyin kimyasını soruyorum. Akış en bağımlılık yapan durum. Bunun en tipik örneği akışın keşfedildiği 60’lar, yapılan danslar, meditasyon gibi yollarla bunu yaratabileceklerini keşfediyorlar.
Norepinefrin, dopamin, serotonin ve endorfin hormonları yani mutlu hormonların en güçlü karışımını oluşturuyor. Örneğin Serotonin bağlanma hormonu, bir anne bebeğini emzirdiğinde veya ekipler takım çalışması esnasında birbirine yakın hissettiklerinde de salgılanan bir hormon. Bireylerin bir araya gelmesiyle daha büyük hedeflere erişilmesi için bağ kurmayı sağlıyor. Akış da bunu sağlıyor. Ama tabii her insan birbirinden farklı, şunu yap ve akışa geç demek mümkün değil. Kimi için meditasyon, kimi için dans veya koşmak. Ve bunu doğal yollardan sağlıyorsun, malum yapay olarak alınanlar da var, ki onlar da bağımlılık yapıyor. Ve bir süre sonra başka bir şekilde o uyarılmayı sağlayamıyorsun.
Peki nasıl bulacağız ne zaman akışa geçtiğimizi, bunu anlamanın ipuçları var mı?
Tabii deneyerek bulacağız ama bilinen tetikleyiciler var; risk faktörü ilk sırada geliyor. Fakat riskin fazlası da bu mutluluk hormonlarını kaçırıyor. Yani belli bir risk alacaksınız ama ucunda ölüm olmayacak. Bunu dikkatle birleştirdiğinde, örneğin bir işi yetiştirmek için belli bir zaman var, makaleyi 3 saat içinde göndermen lazım, o zaman akışa geçiyorsun. Tabii bu herkes için geçerli olmayabilir, örneğin kendisinin risk almaya eğilimli olduğunu ama eşinin çok planlı programlı olduğunun söylüyor. Örneğin eşi 2 saatlik bloklarda daha verimli çalışabiliyormuş Bir diğer akış faktörü spor, örneğin oturup çalışırken 45 dakikada bir kalp ritmini yükseltecek, oksijenlenmeyi arttıracak bir kardiyo, zıplamak, şınav çekmek gibi. Sonra dönüp tekrar çalışmak.
Kendisi dans etmeyi tercih ediyormuş, zihnini rahatlatmak için, kimi yemek yapabilir ve tabii “doğa” birçoğumuz için bu işi görüyor. Önemli olan bunları yaparken bölünmemek, uyaranları susturmak. 

Peki  akışı bozanlar neler?
Risk alacağız dedik ama onun strese dönüşmesi bir problem, çünkü bizi hayatta kalma moduna sokuyor, o yüzden sakin kalmak önemli.  İkinci sırada dikkat dağıtan herşey, telefonunuzdaki, bilgisayarınızdaki bildirimler. O an açıp bakmasak da aklımızın birazı orada kalıyor. Yaptığın işin bir anlamı, önemi olmadığını düşünmek de akışa girmeye engel. Yani bence iş hayatının kusursuz bir resmi çıkıyor burada işini kaybetme korkusu veya sevimsiz bir yönetici, arka arkaya toplantılar ve yağan mail’ler ve kimseye heyecan vermeyen bir vizyon akışa girmeye dolayısıyla yaratıcı işler çıkarmaya engel.

Bir ekiple çalışırken örneğin tasarım odaklı düşünme atölyesi gibi, nelere dikkat ediyorsun, farklı özelliklerde insanları nasıl akışta buluşturabiliyorsun diye soruyorum
Bir ekiple çalışırken nasıl bir ortam yaratıldığı önemli, fikirler özgürce paylaşılabiliyor mu, karar vericiler açık fikirli mi baskıcı mı, mekan nasıl? Kendisi böyle bir çalışmaya girmeden önce yöneticiler ve katılımcılarla konuşup güvenli bir ortamın sağlanmasına çalışıyor, aksi halde yaratıcı, inovatif fikirlerin ortaya çıkması mümkün olmuyor. Tercihen şehir dışında ferah ve güzel bir ortamda bir veya iki gece geçirerek insanların sosyalleşip, rahatlayıp, kaynaşabileceği bir ortam yaratmayı amaçlıyor.
İnovasyon veya tasarım odaklı düşünme atölyesi için akışa hazırlık bir hafta öncesinden başlıyor. Yulia katılımcılardan o hafta daha sağlıklı yiyecekler yemelerini, hatta kısmi oruç tutmalarını (12-15 saat aç kalmak), alkol almamalarını ve fast food yememelerini istiyormuş. Böylelikle daha dinç ve arınmış olarak ve doğa içinde, ofis ortamındaki muhtemel negatif deneyimlerden uzaklaşarak yaratıcılıklarını daha iyi ortaya çıkarabildiklerini söylüyor.

Aslında şirket boyutunun yanı sıra özel hayatımız için de böyle bir değerlendirme yapmanın öneminden bahsettik. Özellikle pandeminin insanlarda bir uyanmaya yol açtığından bahsetti. Kendi iş modelleri de insanları bir araya getirmeye dayanıyorken online buluşmaların herkesin kendine, ailesine daha fazla zaman ayırmasının yolunu açtığını ve müşterilerinin çoğunun bu değişikliği memnuniyetle karşıladığını söylüyor.
Öte yandan bir araya gelmek de, evden uzaklaşmak da bir ihtiyaç tabii. Ağırlıklı olarak iş sahibi kadınların ilgi gösterdiği kendi hayatlarına baktıkları geçmişte yaptıkları atölyeleri pandemi nedeniyle küçük gruplara çevirmişler, şimdi Eylül ayı için Ibiza’da bir workshop duyurusu yapmış ve insanlar fiyatı duymadan rezervasyonu doldurmuşlar.

Podcastimin imza sorusu, Yulia için “Değer yaratmanın formülü”nü soruyorum.  İnsanın özgün yanını bulması ve ondan faydalanması. Çünkü hepimizin bir nedenle burada olduğuna inanıyorum ve yeteneğimize ihtiyaç olduğunu düşünüyorum diyor. Dolayısıyla sen formülün bir parçasısın. Ancak sadece kendine odaklanarak değil, zorlukları aşarak başkalarının ihtiyacına bir çözüm getirerek bir etki ve başarı elde etmenin mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Dolayısıyla basit görünen ama uygulaması kolay olmayan bir durum. İçimizdeki süper gücü bulmamız gerekiyor yani dedim, evet belki de onu sonuna kadar kullanmıyoruz başarısızlıktan korktuğumuz için diyor. Örneğin kendi adına geçtiğimiz yıl, sadece alanında en iyilerle kendisini geliştirebileceğini farketmiş ve onlara ulaşmaya çalışmış. Beklemediği şekilde hepsinin işbirliğine açık olduklarını görmüş. Eğer kendinize karşı dürüstseniz, bulunduğunuz ortamda en iyisi sizseniz birlikte olduklarınızı sizden iyilerle değiştirin diyor.

Tartışmaya katılın

1 yorum